Euro.Message madebycat
AYDOS KALESİ 2010 YILI KAZI ÇALIŞMALARI

İstanbul İli, Kartal, Pendik, Sultanbeyli ve Samandıra Belediyesi sınırları içinde yer alan Aydos Kalesi'nde Müzemiz denetiminde, 13.09.2010- 17.02.2011 tarihleri arasında kazı ve atölye çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Kazı çalışması, Sultanbeyli Belediyesi tarafından hazırlanmakta olan, rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ihtiyacına yönelik olarak, V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 03.08.2010 ve 2748 sayılı kararı ve Bakanlığımız Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün 13.08.2010 tarih ve 172859 sayılı kazı sondaj izin belgesi ile gerçekleştirilmiştir.

Kale adını, üzerine konumlandığı Aydos Dağı olarak anılan tepeden almaktadır. Aydos adının, Yunanca kartal anlamı taşıyan aetos tan dönüştüğü düşünülmektedir.

Dış duvarlarından itibaren 26.000 m ²lik bir alanı kaplayan Kale, 325 m yüksekliğinde bir tepede yer alır ve diğer kaleler gibi, bulunduğu bölgeye hakim bir konumdadır. Plan itibariyle, topografyaya uygun bir bicimde kuzeydoğu-güneybatı konumunda yerleştirilmiş olup oval bir forma sahiptir. Kale'nin ana kaya üzerine inşa edildiği ve yapımı sırasında tepenin üstünün kısmen düzeltildiği anlaşılmaktadır. Savunmayı daha güçlü kılmak amacıyla kademeli bir şekilde yerleştirilmiş iç ve ön sur olmak üzere iki sura sahip sahiptir. İç savunma duvarına bağlı altı, dış savunma duvarına bağlı, görünen, yedi adet burca sahiptir.

Kazı çalışmaları restorasyon projesi ihtiyacına yönelik olarak, iç surun iki yanında, sura bitişik burçlar ve çevresinde, kale içinde görünen sarnıçlarda ve kazı çalışmaları sırasında rastlanan kapılar çevresinde, su sistemleri ve bir adet gömü üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu sınırlı alanda yapılan kazı çalışması sırasında Kale'nin önemli mimari birimleri ve çok sayıda taşınabilir kültür varlığı ortaya çıkartılmıştır. Ortaya çıkartılan mimari birimlerin başlıcaları, İç sur bitişiğindeki burçlar, burçlar yakınındaki seğirdim merdivenleri, kapılar, su sistemleri, sarnıçlar, mazgal-gözetleme pencereleridir.

Burçlar ve seğirdim merdivenleri: Kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkartılan tüm burçlar yöresel taşlardan yapılmış olup yarım daire biçimlidir.

Kalenin güney batısında yer alan iç burcun dış duvar örgü sisteminde, korunmuş halde günümüze ulaşan, kaset biçimli tuğla bezemeli bir kaplama ortaya çıkartılmıştır. Bu kasetli duvar örgüsü 13-14. yüzyılın mimari özelliklerini taşımaktadır. Bu burç, boyutunun büyüklüğü, özenli işçiliği ile bu kalenin en önemli kulesi görünümüne sahiptir.

Kalenin doğusu derin bir vadiye bakmaktadır dolayısı ile bu yönde Kale'ye çıkmak oldukça güçtür. Bu nedenle bu yönde savunmaya daha az ihtiyaç duyulduğundan burç sayısı sadece bir adettir.

İç burç çevresinde yapılan çalışmalarda surun seğirdimine (savunma duvarlarının üzerinde askerlerin rahatça hareket ederek savunma yapabilecekleri düz yol) çıkan yerel taş ve harçla yapılmış seğirdim merdivenleri de korunmuş olarak ele geçmiştir.

Kapılar: Kalede yapılan kazı çalışmalarında iç surun güneyinde, doğusunda ve batısında olmak üzere toplam üç kapı ortaya çıkartılmıştır. Güneydoğuda bulunan kapı tümüyle kapı şeklinde ve özenli olarak inşa edilmiştir ve her iki yanında, yarım daire planlı kapıyı koruyan kulelerin izleri görülmektedir. Kalelerin iki yanı kulelerle korunan giriş kapılarına sahip olduğu bilinen bir özelliktir. Bu özellikten yola çıkılarak bu kapının kalenin ilk kapısı olması kuvvetle muhtemeldir. Daha sonraki bir evrede ise bu kemerli kapının güneyinin taş dolgu ile kapatılarak güneyindeki büyük burca eklendiği gözlenmiştir. Kale kapılarının zaman zaman gelen saldırılar sırasında kapatıldığı da bilinen bir durumdur dolayısı ile bir saldırı sırasında ya da daha sonra önde daha güçlü bir kule yapılması amacıyla bu kapının işlevini yitirdiği ve büyük burca eklendiği düşünülmektedir.

Kalenin doğusunda, iç surunun başlangıç ve bitişinin kesiştiği alanda, tabanında horasan harç ve tuğlalardan yapılmış bir zemin ve çevresinde mermer lento, ve sütun parçalarının bulunduğu geniş bir kapı açıklığı da kazılar sırasında ortaya çıkartılmıştır. Bu kapı da Kale'nin önemli bir kapısı olmalıdır.

Küçük Buluntular: Kazı çalışmaları sırasında, ele geçen küçük buluntuların büyük bölümünü, 13-14. yüzyıla ait sırlı, sırsız kap ve kap parçaları oluşturmaktadır. 11-14. yüzyıl sikkeleri, 11-13. yüzyıla ait keramik parçaları da ortaya çıkartılan buluntular arasında yer alır. Hemen hiç (1 adet 19. yüzyıla ait lüle dışında) Osmanlı Dönemi malzemesi ele geçmemiştir.

Gömü: Kazı çalışmalarında Kale'nin güney doğusunda iç sur kenarında bir adet gömü ile karşılaşılmıştır. Arkeolog-antropolog Dr. Yasemin Yılmaz tarafından yapılan ön incelemede iskeletin 22-29 yaşlarında bir kadına ait olduğu anlaşılmıştır.

Aydos Kalesi Efsanesi: Aydos Kalesi, kalıntılarının yanı sıra, Osmanlı kaynaklarında yer alan efsanesi ile de oldukça ünlüdür. Hoca Sadettin Efendi tarafından kaleme alınmış olan ve Osmanlı İmparatorluğu kuruluş devrinin temel kaynaklarından biri olarak kabul edilen Tacü't Tevarih'te anlatılan bu efsanede olay, Aydos Kalesi tekfurunun kızı ile Aydos fatihi olarak bilinen Orhan Gazi'nin komutanlarından Abdurrahman Gazi arasında geçmektedir. Kale tekfurunun kızı bir gece rüyasında derin bir kuyuya düştüğünü görür ve buradan onu genç bir delikanlı kurtarır. Tekfurun kızı kendisini kurtaran bu delikanlıya aşık olur. Kale Osmanlı ordusu tarafından kuşatıldığında Ordu'nun başındaki genci gören tekfur kızı, rüyasında gördüğü gencin o olduğunu anlar. Kuşatmanın başındaki bu komutan Abdurrahman Gazi'dir. Tekfurun kızı aşık olduğu gence bir not gönderir, notunda bir geri çekilme planı yapmalarını ve gece gelmeleri halinde kendilerini içeri alacağını yazar. Bunun üzerine Osmanlı ordusu geri çekiliyormuş izlenimi yaratarak uzaklaşır. Kaledekiler de Osmanlı askerlerinin kaçtığını düşünürler. Gece tekrar dönen Osmanlı ordusu komutanı Abdurrahman Gazi tekfurun kızı tarafından içeri alınır daha sonra Kale kapıları açılarak Osmanlı askerleri Kaleyi ele geçirir.

Değerlendirme

Aydos Kalesi, Bizans İmparatorluğu'nun sınırlarının daraldığı Geç Bizans Dönemi'nde, doğu sınırında önemli bir konumda olmalıdır. 1326-1328 tarihlerinde, Osmanlılar bugünkü Kocaeli yarımadasını ve Anadolu yakasındaki yerleşimlerin bir kısmını ele geçirmiştir. Bu dönemde Osmanlı ve Bizans sınırı Aydos- Pendik arasındaki hat üzerindir. Kale, yapıldığı dönemde Constantinopolis'i doğuya bağlayan Kocaeli Yarımadası'nın içlerine giden bir tali (ikincil) yol üzerinde olmalıdır.

11. yüzyılda askeri ve siyasi açıdan zayıflayan ve 1071 Malazgirt yenilgisinin ardından Anadolu'daki toprakları kaybetmeye başlayan, Bizans Devleti'nin tüm Anadolu'da Türklere karşı bir savunma ağı oluşturulduğu bilinmektedir. Bu dönemde Bizans İmparatorluğu'nun, Anadolu'daki başlıca imar faaliyetini kaleler oluşturmaktadır. Aydos Kalesi'nin ilk imar faaliyetlerinin de kazı sırasında ele geçen 11-12. yüzyıla ait küçük buluntulardan yola çıkılarak bu dönemde gerçekleştiği düşünülmektedir. Yine kalenin ilk evresinin, iki yanında yer alan kulelerle korunan güney doğudaki kapı ve çevresinde yani iç burçta, gerçekleştirildiği şu anki buluntu ve bilgilerimiz dahilinde söylenebilir. Başkale olarak adlandırdığımız Burc'un dış kaplama sisteminden yola çıkılarak 13-14. Yüzyıllarda eklendiği, dolayısı ile 13-14. yüzyıllarda Kale'de yeni bir imar faaliyeti olduğu söylenebilir. Yine aynı burç üzerindeki izlerden burca üç dönem eklenti yapıldığı anlaşılmaktadır. Osmanlı Dönemine ait hemen hiç küçük buluntunun ele geçmemiş olması, Osmanlı tarihçilerinin yayınların da belirtildiği üzere, Kale'nin Osmanlılar tarafından alındıktan kısa bir süre sonra terk edildiğini doğrulamaktadır. Mimari özellikler ve küçük buluntular, Kale'nin yoğun kullanım evresinin , 13-14. yüzyıl olduğunu göstermektedir.

KAZI FOTOĞRAFLARI
hd film izle Akbatı Perde HD Online Film izle Antalya escort Antalya escort film seyret porno