T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI İstanbul Arkeoloji Müzesi

Eski Şark Eserleri Müzesi

Eski Şark Eserleri Müzesi:

Eski Şark Eserleri Müzesi koleksiyonları, Anadolu ve Mezopotamya’nın Yunan öncesi, Mısır ve Arap Yarımadası’nın İslam öncesi çağlarına ait eserlerinden oluşur. Bu eserlerin çoğunluğu 19. yüzyıl sonunda başlayıp, I. Dünya Savaşı’na kadar süren arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmış ve bu ülkelerin o zamanki hakimi olan Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’a getirilmiştir.

İslamiyet Öncesi Arabistan Eserleri, Mısır Eserleri, Mezopotamya Eserleri, Anadolu Eserleri, Urartu Eserleri ve Çivi Yazılı Belgelerbölümlerinden oluşan Eski Şark Eserleri Müzesi’nde anlatım bölgesel bir sınıflama ile yapılmış; Arabistan Yarımadası, Mısır, Mezopotamya ve Anadolu kültürleri kendi tarihi gelişimleri içinde sunulmuştur.

Akad Kralı Naramsi’nin Steli, Kadeş Anlaşması, İştar Kapısı gibi eşsiz eserlerin yanında 75.000 tane çivi yazılı belgenin bulunduğu Tablet Arşivi de bu bölümde yer alır.



Adak Heykelcikleri
Sekiler üzerinde oturan heykelcikler, kübik insan figürleridir ve başlar gövdeye göre daha özenli işlenmiştir. Günümüzde Yemen sınırları içinde bulunan bir antik yerleşim olan Timna’da, mezarlık içindeki kutsal mahallede, bu heykellere benzeyen çok sayıda adak heykelciği bulunmuştur. Buna dayanarak bu heykelciklerin de adak heykelciği oldukları düşünülmektedir. Yaklaşık olarak M.Ö. 4-1. yüzyıllar arasına tarihlenirler.
Adak Heykelcikleri - Arap Yarımadası.jpg

Güneş Saati
On bir radyal çizgi ile on iki eşit parçaya ayrılmış olan bir iç bükey yüze sahip bu güneş saati, Suudi Arabistan’da yer alan Madain Salih’te bulunmuştur. Üzerinde Aramice yazıt bulunur ve kırmızı kumtaşından yapılmıştır. Merkezdeki dikey çubuğun gölgesi güneşin hareketine göre çizgiler üzerine düşerek zamanı göstermektedir.
Güneş Saati.jpg


Mısır Mezar Buluntuları

Eski Mısırda ruhun ölümle vücudu terk edip daha sonra geri döndüğüne inanılırdı. Ölümden sonra yaşam inancı çok yaygın ve yerleşmiş bir gelenek olduğu için mezar buluntuları günümüze kalan Mısır eserlerinin arasında önemli yer tutarlar. İnanca göre ölümden sonra süregelen yaşam ancak vücudun varlığı ile olağandır. Bu yüzden ölüleri sosyal durumlarına göre ya piramit, mastaba, kaya mezarı gibi anıtsal mezarlara ya da kum içine kazılmış basit çukurlara gömmüşlerdir.

Anıtsal mezarlarda mumya, iç içe iki veya üç lahde konulurdu. Ahşap, insan şeklindeki (antropoit) lahitler, Teb kenti mezarlığı Der-El Bahri’de yapılan kazılarda bulunmuşlardır. Teb’e özgü olan Tanrı Amon tapınağının rahip ve rahibelerine aittirler. Lahitlerin iç ve dış yüzeyleri ince bir alçı tabaka ile sıvanmış, üzeri dini metinler, ölüyü öbür dünyada koruyacak tılsımlı semboller ve mitolojik sahneler ile çok renkli olarak süslenmiştir. Açık olarak sergilenmiş lahitte Bak-Na-Mut ve ayak ucunda kedisinin mumyalan görülmektedir. Mumyalama işleminden önce çıkarılan iç organlar, mumyalanarak ‘kanop’ adı verilen vazolara tek tek yerleştirilirdi. Bu vazoların kapaklan ölülerin koruyucusu olan dört tanrının başı şeklindeydi. İnsan başlı Amset’in vazosunda mide, maymun başlı Hapi’nin vazosunda akciğerler ve şahin başlı Horus’un vazosunda karaciğer saklanırdı.

Bazen mumya boncuklardan örülmüş ağ şeklindeki örtülere sarılır ve başının altına tahta yastıklar yerleştirilirdi, ayrıca mezar odasına hasırdan yapılmış boncuk sepetleri konurdu.
Mısır Mezar Buluntuları.jpg

Lugal-Dalu Heykeli

Koleksiyondaki Adab eserlerinin en önemlisi Lugal-Dalu’nun kireçtaşı heykelidir. Omzundaki yazıtta kendisini ‘Adab Kralı’ olarak tanıtır ve heykelin Adab’ın baş tanrısının tapınağı Esar’a adandığını belirtir. Sümer kral listelerinde adı geçmeyen Lugal-Dalu’nun M.Ö. 3. binyıl ortalarında Adab şehir beyi olduğu düşünülmektedir. Bu heykel Sümer inancına göre tapınaklara yerleştirilen ‘vekil rahip’ heykellerindedir. Bu heykeller temsil ettikleri kişi tapınak dışında olsa bile bu kişi adına tanrıya şükranlarını sunmaya devam etmekteydiler.
Lugal-Dalu.jpg

Naramsin Steli

Diyorit stel parçasının yazıtından, Kral Naram-Sin’e ait olduğu anlaşılmaktadır. Diyarbakır yakınında, Pir Hüseyin köyünde bulunmuştur. Akad Devleti’nin Naram-Sin çağındaki sınırlarını belirtmesi ve çağının sanat özelliklerini yansıtması açısından, günümüze kadar gelmiş Akad kültür belgelerinin en önemlilerindendir.

 M.Ö. 3. binyılda hüküm süren kral Naram-Sin kendisine “4 bölgeye barış getiren Kral” unvanını verir. Bu sıfat dört ana yönü temsil etmekte ve Naramsin’in Ebla ve Elam şehirlerini yani batı ve doğuyu fethetmesinin ardından “Evrenin Kralı” olmasını simgelemektedir.

Akad sanatının en belirgin özelliği olan dinamizmi bu stelde görmek mümkündür. Benzer stellerde kralların ellerinde tuttukları savaş aletleri aslında savaşta kullanılan somut aletleri değil kraliyet otoritesini simgeler. Ayrıca bu şekilde tasvir edilen kral kendine emanet edilen halkı ve de malları bizzat koruma sorumluluğunu taşıdığını bildirir.

Naramsin.jpg

İştar Kapısı Kabartmaları

Pişmiş toprak, sırlı ve kabartmalı tuğlaların birleştirilmesinden oluşan, boğa ve ejder kabartmaları, Yeni Babil Devleti’nin başkenti Babil’in iç ve dış sur duvarlarını birleştiren Tanrıça İştar adına yaptırılmış olan anıtsal çifte kapıya aittir. Kapının duvarları, Tanrı Adad’ın kutsal hayvanı boğa ve Babil’in baş tanrısı Marduk’un kutsal hayvanı ejder ‘Muşuşu’nun kabartmaları ile süslenmiştir. Tanrıça İştar’ın kutsal hayvanı olan aslan kabartmaları ise Babil’deki tören yolunun iki yanını süslemekteydi. Anıtsal yol kentin merkezindeki Marduk tapınağından başlayarak İştar Kapısı’nı geçer ve sur dışında yeni yıl bayramının kutlandığı ‘Bayram Evi’nde son bulurdu. İştar kapısı ve Tören yolu, Yeni Babil Çağı’nın en parlak devri olan II. Nabukadnezar zamanında, M.Ö. 6. yüzyıl sonlarında yapılmışlardır. Kapının ve tören yolunun bir canlandırması da ayrıca sergilenmektedir. Yapının pek çok unsuru da Berlin Müzesi’nde bulunmaktadır.

İştar Kapıs.jpg


Kadeş Anlaşması

Tarihin bilinen ilk barış anlaşması olan Kadeş Anlaşması, M.Ö. 13.yüzyılın iki büyük siyasi ve askeri gücü olan Hitit ve Mısır devletleri arasında yapılmıştır. Hitit Kralı III. Hattuşili ve Mısır Firavunu II. Ramses arasında yapılan bu anlaşmanın metnini içeren kil tablet, 1906 yılında Boğazköy’de yapılan kazılarda ele geçmiştir.

Bu belgenin ortaya çıkmasından önce anlaşmanın yalnızca Mısır’da Karnak tapınağındaki bir stel üzerine Mısır hiyeroglifi ile yazılmış metni biliniyordu. Yazıtta III. Hattuşili’nin anlaşma metnini gümüş bir tablete yazdırıp Mısır’a gönderdiği bildirilmişse de bu belge henüz bulunamamıştır. O zamanın diplomasi dili olan Akadça ile yazılan tablet çok kırık olup orijinal metnin hemen hemen yarısıdır. Daha sonra yapılan kazılarda, esas metne ait dört parça daha bulunmuş ve böylece metnin kırık olan kısımlarının tamamlanması mümkün olmuştur.

Eşit koşullar altında imzalanan anlaşmanın metninde:

Mısır ülkesi kralı, büyük kral, kahraman Re-masesa-mai Amana’mn (II.Ramses’in çivi yazısında yazılışı), Hatti ülkesinin büyük kralı Hattuşili ile dostluklarının, kardeşliklerinin ve büyük krallıklarının devamı için yaptıkları anlaşmadır.” denmektedir. Ardından her iki kralın soyları ile bilgiler ve barış için yaptıklarını anlatan tekrarlardan sonra anlaşmanın maddeleri gelmektedir. Maddeler şöyle sıralanabilir:

Eğer her iki ülkeden birine iç veya dış düşmanlar saldırırsa ve bunun için birbirinden yardım isterlerse, her iki taraf piyadesini ve süvarisini göndererek onun yardımına koşacaktır. Eğer bir asilzade Hatti ülkesinden kaçıp Mısır kralına sığınırsa, onu yakalayıp ülkesine geri gönderecektir.

Eğer Mısır ülkesinden, Hatti ülkesine ya da Hatti ülkesinden Mısır ülkesine kaçanlar olursa, birbirlerine geri vereceklerdir. Fakat bunlar şiddetle cezalandırılmayacak, onların gözlerinden yaş akmayacak, eşleri ve çocuklarından öç alınmayacak.

Tarihin yazılı ilk barış anlaşması olması nedeniyle orijinal tabletin iki metre boyundaki bakır kopyası, Birleşmiş Milletler Bina’sının duvarına da asılmıştır.

Kadeş Anlaşması.jpg


Hammurabi Kanunu

Hammurabi, Eski Babil Sülalesi’nin on bir kralından altıncısıdır. M.Ö. 1792-1750 yılları arasında 43 yıl saltanat sürmüştür.

Saltanatının ikinci yılı “ülkede yasanın konulduğu” yıldır. Kanunun aslı 2.23 m boyunda diyorit bir stel üzerine yazılmıştır. Stel Susa’da bulunmuş ve Louvre Müzesi’ne götürülmüştür. Kanunun 282 maddesi olup üç bölümden oluşur.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmekte olan bu metin, okullarda okutulmak ve mahkemelerde kullanılmak için tabletler üzerinde kopya edilenlerdir ve Nippur’da bulunmuştur.

hammurabi kanunları.jpg

En Eski Aşk Şiiri

M.Ö. 18. yüzyıl’a tarihlenen ve Eski Babil Dönemine ait olan bu yazıt dünyanın bilinen en eski aşk şiiri olarak nitelenmektedir. Sümer inancına göre toprağın bereketini ve döl yatağının verimli olmasını sağlamak amacıyla kralın yılda bir kez bereket ve aşk tanrıçası İnanna yerine bir rahibe ile evlenmesi kutsal bir görevdi. Bu şiir, büyük olasılıkla kral Suşin için seçilmiş bir gelin tarafından, yeni yıl bayramını kutlama töreninde söylenmek üzere kaleme alınmıştı ve ziyafetlerde, şölenlerde müzik, şarkı ve dans eşliğinde söyleniyordu.

Çevirisi:

Damat, kalbimin sevgilisi

Güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı

Aslan, kalbimin kıymetlisi

Güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı

…………………………

Damat, seni okşayayım

Benim değerli okşayışlarım baldan tatlıdır

Yatak odasında bal doludur

Güzelliğinle zevklenelim

Aslan seni okşayayım

Benim değerli okşayışlarım baldan tatlıdır

Damat benden zevk aldın,

Anneme söyle, sana güzel şeyler verecektir.

Babam sana hediyeler verecektir.

…………………………

Sen, beni sevdiğin için,

Lütfet bana okşayışlarını,

Beyim tanrım, beyim koruyucum,

Tanrı ENLİL’in kalbini memnun eden ŞUSİN’im

Lütfet bana okşayışlarını

…………………………


Aşk Şiiri.jpg